Salı, Haziran 18, 2024

HALA UMUT VAR

Spread the love

Netflix’de yayımlanan Türkiye’nin ilk distopya dizisi “Sıcak Kafa projesi var. Afşin Kum’un aynı isimli romanından uyarlanmış. Hikaye, yakın gelecekte geçiyor. Ya da alternatif bir şimdiki zamanda… Her tarafa yayılmış bir salgın var. Yine mi salgın! Pandemi sonrası dünyada COVID’in bize yaşattıklarından dolayı ortaya çıkan yeni bir şey daha diye düşünmeyin. Çünkü kitap pandemiden önce taaa Kasım 2016’da yayımlanmış! Genellikle yurt dışındaki görüntülerin verildiği sahnelere aşinayızdır, fakat bu kez İstanbul’un distopik bir versiyonuyla karşı karşıyayız. Sahneleri yaratabilmek için tamamı Türkiye’den 7 ayrı görsel efekt şirketinden yüzlerce sanatçı çalışmış. 8 bölümdeki 1485 görsel efektli sahneyi bu şekilde ortaya çıkarmışlar. 2 Aralık’ta Netflix’te gösterime giren dizinin renklerle kurulan görselliği için de yine Netflix’teki Dark dizisinin “colorist”iyle çalışmışlar. Zombi hikâyelerindekiler yerine bu dünyada “abuk”lar var. Pandemide kullandığımız maskelerin yerini kulaklıklar almış. Bu projeyi yorumlayan youtuber Barış Özcan’dan dinlerken yine çok farklı bakış açısı ve bilimsel araştırmalarıyla destekleyerek aktardığı şeyler var. Sadece oradaki kitle değil, siz bu satırları okuyan vakit ayıran okurlarımızla da paylaşma ihtiyacı hissettim. Ben oldukça etkilendim. Yeni Zelenda’dan yapılan bir grup araştırmacı 20 yıl boyunca atılan 23 milyon haber başlığını toplamış. Ve bu şekilde oluşturdukları o devasa veri setini, kendi geliştirdikleri özel bir nöral network yardımıyla incelemişler. Başlıklarda kullanılan dildeki duygu ifadelerini analiz etmişler. Yani onu okuyan birisi kullanılan kelimeleri görünce ne hissediyor. Hangi kelimeler daha çok kullanılmış biliyor musunuz? Öfke, iğrenme, korku, üzüntü ağırlıklı olarak yer verilmiş. Lakin grafiklere bakıldığında 2010’lu yıllarda neşe barındıran başlıklara yer verilmiş. İstikrarlı olarak düşen tek şey tarafsız, nötr bir dil kullanımı. Milyonlarca haber başlığı giderek artan bir biçimde negatif duygularımızı köpürtecek şekilde atılıyor. Aslında haberler kötüye gittiği için değil de ilgimizi daha çok çekebilmek için. Çünkü bakın aynı dönemde yapılan bir başka ölçümün grafiğinde ise; son 20 yılda kanserden ölen kişilerin sayısının azalması. Evet, doğru okudunuz. Sağlıkla ilgili iyiye giden bu haber de, istatiksel olarak iyiye gitmesine rağmen kullandığımız dil kötüleştiği için, yorumlarımızla konuyu olumsuz olarak çatışmaya götürüyoruz. Biz ruh sağlığımızı bilerek isteyerek kötüleştiriyoruz. Burada hata haberciler de değil aslında, sosyal medyanın toksik ortamına bakmak yetecektir. Kim daha çok etkileşimi nasıl bir dil kullanarak alıyor gözlemlersek cevabı kendimize vereceğiz. Sıcak Kafa dizisindeki olaylar her ne kadar kurgu olsa da, ürpertici şekilde bize kendi gerçekliğimizi hatırlatıyor. Kullandığımız dil o kadar önemli ki… 2500 yıl önce Konfüsyüs’e sormuşlar: Bir ülkeyi idare etmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu? O da “Önce dili düzeltmekle işe başlardım” demiş. Çünkü dil bozulursa kelimeler düşünceleri iyi anlatamaz. Düşünceler iyi anlatılamazsa, yapılması gereken işler yapılamaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve düzen bozulur. Töre ve düzen bozulursa, adalet yolan sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. Bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.” Konfüçyüs gibi dizi de konuya dilden giriyor ama oradan akla atlıyor. Boşlukta anlam arayışından çıkıp, hayatın doğası ve medeniyetimizin bizi getirdiği nokta üzerine çok çarpıcı şeyler söylüyor; “Yarın yokmuş gibi yaşadığımız hayatlarımız, ipotekli evlerimiz, kredi kartı borçlarımızdı derdimiz. Kiminin verimsiz ekini, kiminin hep yanlış gelen kahve siparişi. Sonra anladık ki bir anda öylece yıkılabiliyormuş gerçekliğimiz. Salgın bildiğimizi sandığımız her şeyi sınadı. Bir sürü soru sordurttu bize. İnsan nedir? Bilinç nedir? Böbürlendiğimiz pek çok şeyi yitirince geriye sadece birbirimizle olan bağımız kalıyormuş. Yok diyenlere inat hala umut var. İşte o yüzdendir ki umutlarımıza bağımız olan insanlara sıkıca sarılıp yaşamın tadını çıkartmaya çalışalım!…

A.Gülşah ONUR

İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

SON DAKİKA

SON YORUMLAR