Perşembe, Nisan 18, 2024
Ana SayfaKöşe YazılarıUlus Sokaklarında Kelime Hazinesi

Ulus Sokaklarında Kelime Hazinesi

Spread the love

Herkese merhabalar. Hayatımızı nasıl idame ettirdiğimiz sorusunu sorsam, zannediyorum nefes alıp vermekten sonra kelimeler sözcüğü olurdu. İnsanoğlu kendini ifade edebilmek için çeşitli kelimeleri bir araya getirerek cümleler kurar. Çoğunluğumuz cümleler ile hayatını anlatır. Bazen de kelimeler ellerden dökülür. Hepimizin ihtiyacıdır o harfler. Kimi zaman mutluluklarımızı kimi zaman ise yalnızlığımızı ifade eder. ”Kelimeler” den bahsetme sebebim aslında sizlere Ankara’da 26 Eylül tarihinde açılan, geçtiğimiz zamanlarda keşfettiğim yediden yetmişe hitap eden inanılmaz güzel bir müzeden bahsetmek istiyorum. Belki kendinizi yollara atıp izin gününüzü değerlendir, kiminiz yarıyıl tatilini hak eden çocuklarınızı gezmeye götürürsünüz belli mi olur?  Yıllar öncesinden severek takip ettiğim Oyuncu Anne adı ile tanıdığımız çocuk kitapları ile sıklıkla kendinden bahsettiren başarılı yazar Şermin Yaşar müze de açtı. Yaşar; “Türk Diline, Türkçeye bir vefa borcum. Hatta hepimizin ödemesi gereken bir borç diyerek” müzenin kapılarını herkese açmıştır. Evet, yanlış okumadınız, hazineden bir farkı olmayan bin bir çeşit kelimeleri bir araya getirdiği, gerek dekorlarıyla gerek çizimlerle akıllarda iz bırakan o müze. Altındağ’da Anadolu Medeniyetler Müzesinin tam karşısında uzun bir restoreden sonra açılan hayranlıkla sabırsızlıkla insan kalabalığının olduğu kuyruklardan rahatlıkla bulabilirsiniz. Pazartesi günleri hariç tabiki, belirtmekte fayda var hem de bütçenizi sarsmayacak şekilde. Aslında mümkünse geniş bir zaman ayırmanızı tavsiye ederim, doya doya tadını çıkarmanız açısından. Kendi halimizde bulunduğumuz ortamda kendi müzemizi kurmaya başlıyoruz aslında. Önce kelimelerin ne olduğu hakkında biraz düşünelim, unuttuğumuz kelimeleri tekrar açığa çıkartalım, duyduğumuz kullandığımız kelimelerin nereden geldiğini başka kelimelerle, kültürle, sanatla, hayatta olan bağlantısının üzerinde düşünelim. Ondan sonra biz de var olan ama üzerini örttüğümüz kelimeleri şöyle bir uyandırıp dilimize bizde katkıda bulunalım ne dersiniz? Resim, enstalasyon, seramik gibi eserlerin sergilendiği müzede ayrıca İranlı bir sanatçının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğraflarından yaptığı üç boyutlu dijital heykeli de bulunuyor. Gururlandığım gözlerimin içinin güldüğü anlardan biri de bu eserdi. Bir kesit daha; Farsça’dan ayak yerine pa’yı almışız olmuş bize pabuç. Arapçadan kademi almış sırra kadem basmışız. Latinceden ped’i almışız, demişiz pedal. Kelimeler ayaklanıp bize gelmişler gibi değil mi? Girişte yine rast deldiğimiz bir kapı, iki çift ayakkabı vardı. Acaba burada hangi kelimeden bahsediyorlar diye gözlerimi yukarıya doğru yazılı alana getirdim. Diyordu ki; “Kapı kelimesi kapmak, kapanmak, bitişmek, bir araya gelmek fiilinden gelir. Aynı kökten gelen bir kelimemiz daha var; Kapuşmak. Kapuşmak değişime uğramış ve zamanla “kavuşmak” olmuş. Kapı açılır ve insanlar birbirine kavuşur. Bu kadar basit ve bu kadar derin…” Sahiden de öyle değil mi? Bu kadarcık ipucu yeter gerisini gidip gözlerinizle kelimelere şahit olun haydi!

A.Gülşah ONUR

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

SON DAKİKA

SON YORUMLAR