Cuma, Şubat 23, 2024
Ana SayfaKöşe YazılarıBİR ŞEHİT SUBAYIN MEKTUBU

BİR ŞEHİT SUBAYIN MEKTUBU

Spread the love

Çanakkale cephesine gönüllü katılmış yedek subay Muallim Hasan Ethem merhumun şehitlik mertebesine ermeden az evvel anasına yazdığı ve oradaki askerin hepsine şamil manevi  iklimi aksettiren mektubunun bir parçasını dikkatlerinize arz ediyoruz. Valideciğim! Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının gölgesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu  bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük büyük dersler aldım. Tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukadddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmesi, bana, annemden gelen mektubu selamlıyor gibi geldi. Hepsi benden tarafa doğru eğilip kalkıyordu ve beni, annemden mektup geldi diyerek tebrik ediyorlardı. Gözlerimi biraz sağa çevirdim güzel bir yamacın eteklerindeki muhteşem çam ağaçları kendilerine mahsus bir sada ile beni müjdeliyorlardı. Nazarlarımı sola çevirdim çığıl çığıl akan dere, bana validemden gelen mektuptan dolayı gülüyor, oynuyor, köpürüyordu. Başımı kaldırdım, gölgesinde istirahat ettiğim ağacın yapraklarına baktım. Hepsi benim sevincime iştirak ettiğini, yaptıkları rakslarla anlatmak istiyordu. Diğer bir dalına baktım, güzel bir bülbül, tatlı sadasıyla beni tebşir ediyor ve hissiyatıma iştirak ettiğini ince gagalarını açarak göstermek istiyordu. Sanki bülbül, bu terennümü ile benim duygularımı aksettiriyordu. Validen  kaderine küssün, ne yapalım! O da erkek olsaydı, bu çiçeklerden koklayacak, bu sütten içeçek, bu ekinlerin secdelerini görecek ve derenin aheste akışını tedkik edecek, çıkardığı deruni nağmeleri duyacak idi. Şu anda bu güzel çayırın koyu yeşil bir tarafında, çamaşır yıkayan askerlerim saf saf dizilmişler. Davudi sesli yiğit bir er, ezan okuyor. Aman ya Rabbi Bu ovada bu lahuti bir ses, sanki başka bir alemden geliyordu; ne kadar güzeldi! Bülbüller bile sustu, ekinler bile hareketten kesildi, dere bile sesini çıkarmıyordu. Herkes, her şey, bütün mevcudat onu, o mukaddes sesi dinliyordu. Ezan-ı şerif bitti. O dereden ben de bir abdest aldım. Cemaat ile namazı kıldık. O güzel yeşil çayırların üzerine diz çöktüm. Dünyanın bütün dağ dağa ve debdebelerini unuttum. Ellerimi kaldırdım, gözümü yukarı diktim, ağzımı açtım ve dedim. Ey yerlerin ve göklerin Rabbi! Ey şu öten kuşun, şu gezen ve meleyen koyunun, şu secde eden yeşil ekin ve otların, şu heybetli dağların Halıkı! Sen bütün bunları bizlere verdin. Yine bizlerde bırak! Böyle güzel yerler ve şu nimetler ,seni takdis ve Senin yüceliğini tasdik eden bizlere ait olsun! Ey benim ulu Allah’ım! Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri, Senin ism-i celalini İngiliz ve Fransızlar’a tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan  eyle ve huzurunda titreyerek, böyle güzel ve sakin bir yerde Sana dua eden biz askerlerin süngülerini keskin, düşmanlarını zaten kahrettin ya, bütün bütün mahveyle! diyerek dua ettim ve kalktım. Artık benim kadar mesut, benim kadar mesrur bir kimse tasavvur edilemezdi. Anneciğim, diğer oğlun Halid de benim gibi güzel yerlerdedir.Yalnız bu memleketlerde düğün olmuyor! İnşallah düşman askerini kahreder de zaferle yanına döner ve düğünümü yaparız, olmaz mı? Validem, bizleri dualarından unutma! Allah senden razı olsun!.. Oğlun Hasan Ethem 4 Nisan 1331 – 17 Nisan 1915 İşte Çanakkale Zaferi, böyle büyük kahramanların canları mukâbilinde bize sundukları bir muvaffakıyet ve hediyedir. Ve bu şanlı müdafaa  harbinin her zafer hamlesinde bunun gibi bilinen ve bilinmeyen nice misaller mevcuttur. Rahmet ve minnetle Çanakkale zaferi şehitlerine gazilerine  tüm gönüllerde kalan kahramanlara…

Hoşça ve sağlıcakla kalınız.

İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

SON DAKİKA

SON YORUMLAR