Salı, Temmuz 16, 2024
Ana SayfaGündemAydın: Sadece müteahhitleri suçlarsak yanlış  yapmış oluruz

Aydın: Sadece müteahhitleri suçlarsak yanlış  yapmış oluruz

Spread the love

Ankara İnşaat Sanatkarları Esnaf Odası Başkanı İbrahim Aydın, yetki ve üstlenilen sorumluluğun bilinciyle yapıların uygun zeminde, uygun malzeme ve uygun işçilikle, ciddi denetim ve kontrollerle yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Aydın, “Herkesin şapkasını önüne koyup düşünme zamanı gelmiştir. Müteahhitleri günah keçisi yapmayalım. Müteahhitlerin yapma gücü var ama çoğunluğunun teknik gücü yok.” diyor.

Ankara İnşaat Sanatkarları Esnaf Odası Başkanı İbrahim Aydın, yapıların uygun zeminde, uygun malzeme, uygun işçilik ve ciddi denetim ve kontrollerle yapılması gerektiğini belirterek, “Öncelikle, Kahramanmaraş merkezli büyük yıkıma neden olan depremlerin ardından hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara da acil şifa diliyoruz. Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın inşallah. Deprem kuşağı içerisinde yer alan bir ülke olarak depreme karşı hazırlıklı olmadığımız gerçeği ortadadır.10 ilimizi kapsayan büyük yıkımın yaşandığı depremlerde, zemin ve yapı kalitesizliğinin, hasarı artırıcı ana kaynaklardan olduğu anlaşılıyor. Depreme dayanıklı sağlam bina, sağlam zeminde kaliteli malzeme ile inşa edilebilir ancak tüm paydaşların yetki ve üstlendiği sorumluluğun bilinciyle hareket etmesi kaydıyla. Deprem ülkemizin gerçeği. Biz suçlu arama peşinde değiliz. Sorunu en yukarıdan ela almamız lazım. Depreme uygun, fay hattına uzak evler yapmak zorundayız. Sadece müteahhitleri suçlarsak yanlış yapmış oluruz. Bizim yapı işleri ile ilgili mevzuatımızda uygunluk anlamında her şey var, uygulamaları değiştireceğiz.

Yıkık kentler, hüzünlü mezarlıklar istemiyorsak, depreme karşı dayanıklı yapılar inşa etmek, her an deprem olacakmış gibi mevcut yapılarımızı sağlam bir hale getirmek zorundayız. Hiç kimseyi günah keçisi yapmayalım. Var mı hatalar? Elbette var. Geçmişten ders alıp bugünü değerlendirelim. Depremden, yapılan yanlışlardan ciddi ders çıkarmamız lazım. Önlemimizi alacağız. İnsanların yaşamasını istiyorsak, bu acıları tekrar yaşamak istemiyorsak, her yeri fay hattı olarak düşüneceğiz, ona göre hesabımızı yapacağız. Öncelikle yapının ayakta kalabilmesi için zeminin jeolojik etüdü, çevresel faktörler hayati derecede öneme sahip. Bunlar yapılıyor ama eksik yapılıyor. Pabuç denilen sistemi kaldıracağız, yapının zemine düzgün bir biçimde yayılması için depreme dayanıklı demirlerden örülü uygulama olan radye temel sistem yapacağız. Temele komple beton dökeceğiz, demirli beton olacak. Binaları düz arazileri temizleyip, 50 cm üzerinde yumuşak toprağa kondurmayacağız. Bir kat bodrumu olacak, bir katı toprağa gömeceğiz ki, deprem binayı yıkmasın. Temel, toprağın üzerinde olmayacak. Müteahhit binayı sağlam yapmış ama temel toprağın üzerinde yan yatıyor. Bunlar işin yüzde 50’si. Bundan sonra kontroller geliyor. Şantiye şefleri, yapı denetim firmaları, jeoloji mühendisleri, betonarme projeleri gibi işin teknik gücü ve daha sonra da müteahhitler geliyor. Müteahhitlerin yapma gücü var ama çoğunluğun teknik gücü yok. Bizim imar yönetmeliğimizde aslında bir sıkıntı yok ama uygulamada sıkıntı var. Kolon filizleri kesinlikle 120 cm. olmalıdır. Müteahhit parası olan, sistemden de anlayan, yapsat yapıp para kazanmak isteyen, derleyen toplayan, ustasını, şantiye şefini, mimarını, mühendisini, yapı denetimcisini ve alet ve ekipmanı bir araya getiren, organizasyonu sağlayan kişidir. Yapının gerek proje aşamasında, gerekse inşaatı sırasında yapılan hatalardan dolayı müteahhidi tek başına sorumlu tutamayız. Bir yapının inşaat sürecine katkı koyan her paydaşın dürüst olması lazım. Esas olan bilgi ve beceridir. Her birinin aklından deprem riski çıkmayacak. Bir yapının uzun yıllar boyunca niteliklerini kaybetmeden hizmet görebilmesi için proje, zemin, kullanılan malzeme, işçilik ve denetim gibi yapı süreçlerinin kaliteli olması gereklidir. Her malzemeyi ölçüsünde kullanacaksın. Vijdanla, dürüstlükle bina yaparsak mezarlıklar, canlı tabutlar yapmamış oluruz. 2000 yılı öncesi konutlardan mukavemet anlamında çok şey beklenmemeli. 2000’den sonra yapılan yapılarda sistemi yukarıdan aşağıya yapı denetimden belediyelere kadar doğru değerlendirelim. El ele vererek ortak akıl ile hareket edeceğiz. Bu ülke bizim ülkemiz. Önlemimizi alacağız. İşimizi sağlam yapacağız.” diye konuştu.

YAPI DENETİMDE DEĞİŞİM ŞART 

Yapı denetim sisteminde uygulamada sıkıntılar olduğu görüşünü dile getiren Oda Başkanı Aydın, “Yasaya göre yapı denetimin parasını arsa sahipleri öder, ama ödemezler. Bu müteahhide kalır.Yapı denetimin görevi eksik yaptırmamaktır. Yükleniciden yani müteahhitten bağımsız olarak yapının yapım aşamalarında standartlara ve kurallara uygun olarak yapılıp yapılmadığını denetleyen, yapının devam etmesini sağlayan, oluru veren yapı denetim, parasını veren kişinin işini nasıl denetlesin? Bu sistemde değişim şart.” dedi.

HAZIR BETON GELMEDEN YERİNDE DENETLENMELİ

Yapı kalitesizliği denilince akla ilk yapının önemli maddesini oluşturan beton geldiğini vurgulayan Aydın, “Beton denilince bu noktada hazır beton firmalarının işlevi çok önemli. Yapı denetim firmaları inşaatta betondan numune alıyor. İnşaattan aldığı numunenin bir geçerliliği yok. Bunu, hazır beton firmalarında denetleyeceksin. Beton daha silodan çıkmadan, beton inşaatta dökülmeden önce orada denetleyeceksin. Betoncu c30 attım diyor. O beton hakikaten c30 mu bilemiyoruz. Yapı denetim firması da 7 günlük, 14 günlük 28 günlük kontrollerde bakıyor c25 çıkıyor ve bu doğrultuda raporu veriyor. Beton firması da; ‘günler içerisinde beton düzenli aralıklarla sulanmamış, betondaki su kaybı betonun mukavemetini ve dayanımını düşürmüştür’ diyebiliyor. Üstelik beton firması bu eksik betonun üzerine 2 beton daha döküyor. Sonuçta ne oluyor; kitabına uyduruluyor. Günah da müteahhide çıkarılıyor.

İnşaat betonu sulanmaz ise beton beklenen dayanımı sağlamaz. Beton ıslanmamış, yanmışsa, mukavemetini, gücünü kaybetmiş demektir. Sulamaya dikkat edilmediği takdirde işte deprem bölgesinde de görüyoruz uzun ömürlü olmayan beton toz haline geliyor. Beton ve demir taşıyıcı sistemler olduğu için yıkılmaya sebep veren bunlar. Bunlara çok dikkat edeceğiz. Deniz kumu kullanıldığında da demirde paslanma yapar.” ifadelerini kullandı.

YAPININ ÇOK KATLI OLMASI SORUN DEĞİL

Yapının sağlam temellerde sağlam malzemelerle inşa edildikten sonra çok katlı olmasının sorun teşkil etmeyeceğini belirten Aydın, “Esas sorun çok katlı olması değil, yapım şekli. Yapılar 5 kat olmuş 10 kat olmuş sıkıntı yok, zemini sağlam olmayan bir yerde yapımda sıkıntı var. Ruslar buzun üstünde yüksek bina yapıyor, neden yıkılmıyor? Çünkü düzgün yapıyorlar. Depremler devam edeceğine göre depremlerden en az zarar görecek şekilde etkilenmek için neler yapmalıyız bunun üzerinde yoğunlaşmamız lazım. Zemin etüdünü çok iyi yaparak mevzuata uygun sağlam yaparsanız dikey de yapsanız bina öldürmez.” dedi.

MÜTEAHHİTİN DE BELGESİ OLACAK

Her önüne gelenin müteahhitlik yapmaması gerektiğini söyleyen Aydın, şöyle devam etti: “Artık yeter. Akıl ortak akıl olacak. Akıllı adam müteahhitlik yapsın. Herkes kendi işini yapsın, ama düzgün yapsın. Müteahhit işten anlayacak, bir yeterlilik belgesi olacak. Kalfadan ustadan istiyorsun, müteahhitten belge istemiyorsun. Bu insan betonu, demiri tanıyor diyebileceğimiz mutlaka bir belgesi olmalıdır. İşçi, taşeron onu kandırır, işi bilmiyorsa. Başka mesleklerden inşaat sektörüne geçenlerden büyük sıkıntılar yaşanıyor.

Daire alacaklar da güvenle dairelerini almalı. Alıcıların dikkatli seçililiği müteahhitlere çeki düzen verir. Hep dış görünüme önem vermişiz. Görüntüye bakmayacağız. Bu da başımıza hep bela oldu. Herkesin bir doktoru avukatı var,  bir de güvenilir müteahhidi olmalıdır, alışveriş yapmasa da danışacağı. Her müteahhitten de daire alınmaz. Tabut mu alıyorsun, ev mi alıyorsun bilemiyorsun. Vatandaşın güveni çok önemli. Güven yoksa konutlarda nasıl yaşanacak. Her yıl bir milyon konuta ihtiyaç var ülkemizde. Dolayısı ile özel sektöre, yani bizlere burada çok iş düşüyor.”

ODA, DEPREM BÖLGESİNE SEFERBER OLDU

Oda olarak, depremde hemen harekete geçtiklerini ifade eden Aydın, şunları kaydetti: “Ankara Valiliği koordinasyonunda ve ANKESOB Başkanı Mehmet Yiğiner öncülüğünde deprem bölgesine kazıcı ve delici makine ve ekipman olarak tüm imkanlarımızı seferber ettik. 8 adet yüksek erişimli yıkım makası, 39 adet 22 ila 35 ton arası paletli ekskavatör, 5 adet  20 ila 25 ton arası lastikli ekskavatör, 10 adet arazöz su tankeri, 65 adet kazıyıcı yükleyici beko loder, 4 adet 30-50 tonluk vinç, 9 adet hafriyat kamyonu, 30 harici iş makinesi operatörü, 10 adet 11-30 kg arası kırıcı delici el aleti (beton delici, hilti spiral, demir kesme makinesi, jeneratör) ile birlikte 40 kişilik gönüllü arama kurtarma ekibi bölgeye intikal etmiştir.” dedi.

HBR AYSUN YILMAZ  BENLİ

İLGİLİ YAZILAR
- Advertisment -

SON DAKİKA

SON YORUMLAR